---
title: Kyoto Protokolü ve Karbon Piyasası
summary: Dünyamız için yapılan bu çalışmalar, iklim değişikliğine neden olan tüm faktörleri azaltmak ve yavaşlatmaktan geçmekte ancak gelişmiş Ülkelerin bir hedefe…
author: Mekanik Oda
published: 2018-10-01T09:00:00+00:00
updated: 2026-06-18T12:19:35.049946+00:00
source: https://demo.mekanikoda.com/blog/kyoto-protokolu-ve-karbon-piyasasi
site: Mekanik Oda
---

# Kyoto Protokolü ve Karbon Piyasası

> Dünyamız için yapılan bu çalışmalar, iklim değişikliğine neden olan tüm faktörleri azaltmak ve yavaşlatmaktan geçmekte ancak gelişmiş Ülkelerin bir hedefe…

Yıllar boyu devam eden teknolojik gelişmeler ve ilerlemeler birçok olumsuz durumu beraberinde getirmiştir. Çünkü insanoğlu hedeflediği teknolojik gelişmelere ve ilerlemelere ulaşabilmek için Dünyamızdaki tüm imkanlar’ı sonuna kadar kullanmaktan çekinmemiş ve birbiriyle yarış içerisine girmiştir. Bu tutum, Dünyamızın yaşanılamaz hale gelmesine yol açmıştır. Bu ilerlemeleri ve gelişmeleri bu noktaya getirmiş birçok Ülke’ye Gelişmiş Ülke tanımlaması yaparak sınıflandırmaktayız. Bu Ülkelerin teknolojik olarak geldikleri noktalar ve yaşam standartları diğer Ülkelerden kat kat üstündür ancak Dünya’nın yaşanılamaz hale gelmesinede neden olan Ülkeler konumundadırlar. Bu nedenle bu Ülke’ler aralarında yaptıkları komisyon ve görüşmelerle, Dünyamızın yaşadığı bu son durumu(iklim değişikliği) yavaşlatmak ve durdurmak istemektedirler. Dünyamız için yapılan bu çalışmalar, iklim değişikliğine neden olan tüm faktörleri azaltmak ve yavaşlatmaktan geçmekte ancak gelişmiş Ülkelerin bir hedefe ulaşırken faydalandığı en büyük noktadan yani Ticaretten vazgeçilmemiştir ve İklim değişikliğine yol açan en büyük nedenlerden biri olan Karbon Salımı, Ülkeler arasında kredilendirilip aralarında denkleştirdikleri ya da sattıkları bir ürün haline gelmiştir ancak bu yapılan çalışmalar neticesinde karbon salımı ciddi azaltılmış ve önlenmiştir.

Dünyamızda birçok alandaki gelişmelerin ve ilerlemelerin sonucu olarak Sanayi alanındada ulaştığımız sonuçlar ve gelişmelerin birçok faydası olduğu gibi birçok dezavantajı ve zararıda vardır. Bu zararlar Dünyamız üzerinde geri dönüşü olmayan etkilerde yaratmıştır. Bu etkilerin en önemlileri Dünyamızın yaşanılamaz hale gelmesi ve kaynaklarımızın sınırlı olmasıdır.

Yaşanılan bu olumsuzluklar neticesinde birçok alanda yapılan düzenlemeler iklim değişikliğinin olmaması ve çevreye verilen zararı minimize etmektir. İklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olan sera gazı salımı için oluşturulan kontrol mekanizmalarından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve bunun bir sonraki sürecinde gerçekleştirilen Kyoto Protokolü’dür.

Kyoto protokolü ile üye ülkelerin düşük maliyetle sera gazı salımı miktarının düşmesine olanak tanınmaktadır. Kyoto Protokolü ile istenen hedeflerin yerine getirilebilimesi ve bunu yaparken aksaklık yaşanmaması için esnek bir yapı oluşturularak bir karbon piyasası ortaya çıkmıştır.

Sera Etkisi, Küresel Isınma ve İklim Değişikliği

Sera etkisi, Dünyamızda yaşanabilir şartlar olması için gerekli bir durumdur. Ancak olması gerektiğinden fazla olması ve kontrol edilmez bir şekilde artması olumsuz sonuçlar meydana getirmektedir. Sera etkisi, Dünyamıza gelen güneş ışınlarının yansıması ve atmosferden dışarı çıkamayarak hapsolmasıyla ortaya çıkar. Bu yansımanın atmosferden dışarı çıkmasına izin vermeyen en büyük tabaka Karbondioksit, Metan ve Su buharıdır. Bu gazların miktarının artması Sera Etkisini arttırarak  Küresel ısınmaya yol açmıştır.

16.02.2001 tarihinde Cenevre’de gerçekleşen komisyon toplantısından çıkan açıklamada Birleşmiş Milletler Çevre Raporu'na göre 21. Yüzyılda, yaklaşık hava sıcaklığının 1.4/1.5 °C ile 5.3/5.4 °C arasında artacağı, buzulların erimesiyle dünya üzerindeki suların 80–880 mm yükseleceği, gelecekte Dünya üzerinde geri dönüşü olmayan farklılıklar olacağı, Afrika bölgesinde, tarımın ciddi azalacağı, meydana gelen yağış oranlarının azalacağı, su kıtlığı oluşacağı, Asya bölgesinde, yeşilin az olduğu bölgeler ve tropikal yerlerde sıcaklık artışı, heyelan artması, diğer bölgelerde tarımlaşmanın artacağı, tropik rüzgarların fazlalaşacağı, Avrupa bölgesinde, güneyin sahip olduğu yeşil alanların ciddi azalacağı, Alp Dağlarındaki beyaz örtünün 21. Yüzyılın sonunda tamamen ortadan kalkacağı ve tarımın tamamen azalacağı, Kuzey Avrupa’da ise tarım rekoltesinin artacağı, Lâtin Amerika’da sıcaklıkların ve kuraklaşmanın artacağı, su baskınlarının sürekli yaşanacağı, tarım rekoltesinin azalacağı, bulaşıcı hastalıkların ciddi bir şekilde yayılıp artacağı, Kuzey Amerika’da tarım rekoltesinin artacağı, büyük devasa dalgaların ve su baskınlarının görülebileceği, bulaşıcı ve kronik hastalıkların artacağı, yaşam kalitesinin çok düşmesi ve konfor sıcaklıklarının çok üzerindeki sıcaklıkların yaşanması ölüm oranlarını arttıracak, Polar bölgelerde buzulların eriyeceği, yaşayan canlı polülasyonunun değişeceği ve yetiştirilen bitkilerde meydana gelecek değişiklikler, buz tabakasının yok olmasıyla su seviyesinin her yıl 0.5 cm kadar artacağı, bir çok yaşam alanının sular altında kalarak tamamen yok olacağı ve daha kötü senaryolar düşünülmektedir. İklim değişikliğine neden olan karbon salımlarının azaltımı için tüm Dünya üzerinde gelişmelerin ve çalışmaların yapılması zorunlu hale gelmiştir.[1]

Sera Etkisi

Dünyamızı çevreleyen Atmosferin ışığı ve ısıyı tutmasını sağlayan gazlar doğal yollarla oluşurken birde insanların yaptığı çalışmalar neticesinde ortaya çıkmaktadır. “Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. Bu şekilde oluşan, atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine "Sera etkisi" denir.”

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-123.jpg)

Dünya Üzerindeki Sera Etkisi

Kaynak: (WHO, 1996) (Alıntı; Türkeş,  2000)

Sera Gazları

Başlıca Sera Gazı Etkisi yapan ve Kyoto Protokolü EK-A bölümünde altı seragazını listelemiştir.

Bu gazlar şunlardır:

• Karbon dioksit (CO2)

• Metan (CH4)

• Nitröz Oksit (N2O)

• Hidroflorür karbonlar (HFCs)

• Perfloro karbonlar (PFCs)

• Sülfürhekza florid (SF6)

•

Küresel Isınma

Sera etkisinin sonucunda, Yerküremizde ölçülen ortalama sıcaklıkların artışına verilen isimdir.

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-1234.jpg)

Küresel Sıcaklıklar

Kaynak: ttps://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCresel_%C4%B1s%C4%B1nma#Kaynaklar

İklim Değişikliği Nedenleri

Küresel iklim değişikliği, artan nüfus ve sanayi gelişmelerinin meydana getirdiği Sera etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Nüfus artışı birçok ihtiyacı tetiklediği gibi Sera Gazlarının ortaya çıkmasının en büyük nedenlerinden biri olan Sanayileşmeyi arttırmaktadır.

İklim Değişikliğine Karşı Alınan Karar ve Önlemler

Küresel iklim değişikliği, artan nüfus ve sanayi gelişmelerinin meydana getirdiği Sera etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Nüfus artışı birçok ihtiyacı tetiklediği gibi Sera Gazlarının ortaya çıkmasının en büyük nedenlerinden biri olan Sanayileşmeyi arttırmaktadır.

Gün geçtikçe artan nüfus ve 1800’lü yıllardan sonra başlayan sanayi devrimi, köyden şehir hayatına geçiş ve doğal kaynakların daha fazla tüketilmesine neden olmuştur. Artan tüketim sonucunda doğal kaynakların özgürce kullanılması sonucu birçok olumsuz etkiler meydana gelmiştir. Bu olumsuzluklardan biri olan iklim değişikliği, Dünyamız için en büyük tehtitlerden birisi haline gelmiştir.

Doğal ya da dolaylı olarak yapılan zararlar neticesinde ortaya çıkan iklim farklılıkları ve değişiklikleri, iklim değişikliğı olarak karşımıza yeni bir kavram çıkarmaktadır.

Sanayileşmenin en çok kullandığı fosil yakıtlar, başta CO² ve diğer sera oluşumunu arttıran gazlar sonucu yer küremizin ışık ve ısı tutma yeteneği daha da arttırılmıştır. Bu sera gazlarının kullanımı sanayinin dışında, yanlış arazi kullanımları, yeşil alanların tahribi ve yutak alanlarına gereken önemi görmemesindende kaynaklanmaktadır. (Arı2010).

Bu mevcut yaşanan iklim şartlarındaki farklılıklar küresel anlamda birçok tehtidi ve zor durumları karşımıza getirmiş ve getirecektir. Bu tehtide dur demenin en yapıcı ve ciddi ilerlemesi küresel çaptaki oluşum ve topluluklarla yapılabilir. Bu toplulukların en başta gelen ve en yüksek seviyede önemi olan ülkeler nezdinde çalışmaların yapılmasıdır. Dünyada birçok hareketin başlamasına öncülük eden ilk çalışma, 1979 yılında Dünya Meteoroloji Teşkilatı öncülüğünde gerçekleştirilen “1. Dünya İklim Konferansı” dır. Bu ilk adımın gerçekleşmesiyle ilerleyen sürecin ortaya çıkardığı en büyük sözleşme Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS)’dir. [2]

Birleşmiş Millerlet İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

Çerçeve sözleşmesinin tarihsel sürecindeki müzakereleri ele alırsak 10-15 yıllık bir süre içerisinde ilerleme kazanılmıştır. Bu sürecin başlangıcı 1979 yılında “Birinci Dünya İklim Konferansı” ile başlamış, IPCC(uluslararası bilimsel bir komite oluşturuldu 1988), BM Küresel İklimin Korunması Kararı (1988) ve İkinci Dünya İklim Konferansı (1990) ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 1992’de  gerçekleştirilen Rio Zirvesi’nde imzaya açılmıştır. Bu imzaya açıldığı gün Rio Sözleşmeleriyle beraber çevre ve kalkınma birlikte ele alındı. BMİDÇS  21 Mart 1994’te yürürlüğe girdi ve uygulanmaya başlandı, 194 tarafı bulunan evrensel bir katılıma ulaştı. Sözleşmenin nihai amacı, iklim değişikliğine neden olan tehlikeli etkiyi durdurmak ya da yavaşlatmaktır. (URL 1).

BMİDÇS, iklim değişikliğinin durdurulmasında ve müdahale edilmesinde taraf olan ülkelere farklı sorumluluklar ve mevzuatlar oluşturarak ülkteleri üç’e ayırmıştır.

Ek-1 ülkeleri,

Ek-2 Ülkeleri,

Ek-1 Dışı Ülkeler; Bu grupta halen Meksika ve Güney Kore gibi OECD ülkeleri ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Malta gibi AB üyesi ülkelerin yanı sıra Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Singapur gibi hızla gelişmekte olan ve yüksek emisyonları olan ülkeler dahil toplam 150 ülke bulunmaktadır. [2]

Ülkelerin sıralaması (Çizelge 2.4.1)’de verilmiştir. [2]

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-12345.jpg)

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Ek-1 ve Ek-2 ülkeleri

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-123456.jpg)

Dünya, OECD ve Türkiye Emisyonlarının 1960-2004 yıllarındaki durumu[3]

#### Amaç ve İlkeler

Madde 2, Sözleşme’nin nihai amacını “Sözleşme’nin ilgili hükümlerine göre, atmosferdeki sera gazı birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde tutmayı başarmak” olarak tanımlamıştır. Bu amaç “Böyle bir düzeye, ekosistemlerin iklim değişikliğine doğal bir şekilde uyum sağlamasına, gıda üretimini tehdit etmeyecek ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir şekilde devamına izin verecek bir zaman dahilinde ulaşılmalıdır” hükmü ile niteliklendirilmiştir.

Sözleşme’nin genel ilkeleri, Giriş bölümünde ve 3. Madde’de yer almaktadır. 3. Madde’de sayılan ilkeler şunlardır:

• Eşitlik ilkesi (Madde 3.1)

• Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesi (Madde 3.1)

• İhtiyatlılık ilkesi (Madde 3.3)

• Sürdürülebilir kalkınmayı destekleme hakkı ve yükümlülüğü (Madde 3.4)

Sözleşme yukarıda sayılanlara ek olarak, Giriş bölümünde ve diğer maddelerinde “insanlığın ortak kaygısı”, “serbest ticaret” ve “maliyet etkinlik” gibi ilkelere yer vermiştir.

#### Sözleşme Kapsamındaki Yükümlülükler

Sözleşme Tarafların azaltım ve iklim değişikliğinin etkilerine uyuma ilişkin yükümlülüklerini tanımlamaktadır. Sözleşme, tüm Taraflar için geçerli yükümlülüklere ek olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke Tarafları için farklı yükümlülük türleri ortaya koymaktadır.

Bunlar aşağıdaki şekilde listelenmiştir:

1) Tüm Tarafların sorumlu olduğu yükümlülükler

2) Ek-1 Taraflarının yükümlülükleri

3) Ek-2 Taraflarının yükümlülükleri

Sözleşme tanımlarında, Tarafların salım azaltımı için en iyi çalışmaları ve ilgili bilgilere ulaşıp paylaşmakla sorumludur. Tarafların, iklim değişikliğine müdahale edebilecek şekilde çalışmalara ulaşıp ve bunların geliştirilmesine katkı ve destekte bulunarak Taraflar konferansı’na bildirmelidir.

Sözleşme, EK-1’de ki ülkeler için yani gelişmiş ülke Tarafları için daha yoğun yükümlülükler istenmektedir. EK-1 Tarafları salımlarını azaltmaya ve yutak alanların geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmakla yükümlüdür.

Ayrıca, sözleşme yasal olmayan hedeflerde koymuştur. 2000 yılına kadar olan salımlarını 1990 yılına çekilmesini hedef sunmuşlardır.

Ek-2’de yer alan ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin salımlarını azaltmaları ve yutak alanlarının geliştirilmeleri için destek ve kaynak sağlamakla yükümlülük verilmiştir.[3]

#### Kyoto Protokolü

Kyoto Protokolü (‘Protokol’), 1992’de Rio Janeiro’da gerçekleştirilen Dünya Zirvesi’nde imzalanmış Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 1 ’nin eki olarak kabul edilen uluslararası Protokol’dür. 11 Aralık 1997’de Kyoto’da (Japonya) çerçevesi oluşturulan Prokokol, Mart 1998’de imzaya açılmış; detaylı kurallar bütünü (Kyoto Protokolü Esneklik Mekanizmalarının işleyişi) ise 2001 yılında Marakeş Mutabakatı ile Fas’da kabul edilmiştir.

Protokolün ana amacı, yer küremizde meydana gelen sera gazı miktarının, dünyamızı tehtit etmeyecek ve iklim şartlarının değişime uğramayacak seviyede kalmasını hedefler.

Protokolün en önemli koşulu, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Ek 1 ülkelerinden en az 55 ülkenin katılımı yani Taraf olması ve bu ülkelerin CO2 salımının Dünya’daki toplam CO2 salımının %55'ini oluşturmasıdır. Şubat 2005’te Rusya Federasyonu’nun taraf olmasının ardından Protokol yürürlüğe girmiştir.

Protokol, OECD(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bazen de İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı) + AB(Avrupa Birliği) + PEGSÜ(Pazar Ekonomisine Geçiş Sürecindeki Ülkeler) ülkelerine sera gazı emisyonunu azaltma amacıyla bir dizi bağlayıcı hedefler öngörmüştür. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), emisyonun azaltılması için ‘teşvik edici uygulamalar’, Protokol ise ‘zorlayıcı yaptırımlar’ öngörmektedir.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) üyesi ülkeler, taraf olabilir; üye olmayanlar ise taraf olamazlar. BMİDÇS gözlemcisi ülkelerin Protokole taraf olma gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. 2009 yılı sonu toplam 184 ülke Protokole taraf olmuş ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) üye olan Amerika Birleşik Devletleri açıkca protokolü onaylamamış ve kabul etmemiştir.

Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar

BMİDÇS “ortak fakat farklılaştırılmış” sorumluluklar tanımlamaktadır. Ortak ülkeler

• Tarihsel ve güncel küresel sera gazı salımının gelişmiş ülkeler tarafından gerçekleştirildiğini

• Gelişmekte olan ülkelerin kişi başı gaz salımlarının halen düşük olduğunu

• Gelişmekte olan ülkelerin küresel salımlarının sosyal ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre artacağını kabul ederler.

Yukarıda maddelerle anlatılmak istenen; Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkeler bu anlaşma şartlarına uymak zorunda değildirler. Çünkü mevcut iklim değişikliklerine neden olan sera gazı salımlarının başrol oyuncuları değildirler.[3]

Aslına bakılırsada gelişmekte olan ülkelerin sera gazı salınımları bir zaman sonra mevcut durumun çok daha üzerine çıkacağını yani sera gazı salınımının azalmayıp artacağını göstermektedir. Genel olarak sera gazının çıkış yeri değiştirilmesi yani karbon ticaretiyle  net salım miktarını değişmeyecektir.

Bu farklı yükümlülüklere paralel olarak farklı listeler oluşturulmuştur:

- Ek-A Listesi : küresel ısınmaya neden olan ve emisyon salımı azaltılmaya çalışılan sera gazlarının listesi ve bu gazların emisyonuna neden olan açıklamalar yer almaktadır.

- Ek-B Listesi : Ek–1’de belirtilen ülkelerin 2008’den 2012 yılına kadar yapmaları gereken emisyon miktarları oranları belirtilmiştir.

- Ek–1 Listesi : 1992 yılında OECD(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bazen de İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı)  ülkeler ile PEGSÜ(Pazar Ekonomisine Geçiş Sürecindeki Ülkeler), Rusya Federasyonu ve bazı Avrupa ülkelerini içermektedir.

Listedeki ülkeler, 2008’den-2012’ye yılları arasındaki sera gazı salımlarını 1990 yılındaki salımlarına göre en az %5 azaltmaları zorunlu tutulmuştur. Yerine getirilmeyen bu koşul cezayi olarak bir sonraki dönemde %30 azaltım istenmesi ile baş başa bırakacaktır.

Listede yer alan ülkeler Ek-1’de yer alan ülkelerdir.

Ek-1 listesi dışında kalan ülkeler, yılda meydana getirdikleri Emisyon miktarlarının Raporlamaları istenmektedir. Bu yükümlülüğü dışında başka yükümlülüğü yoktur.

Ek-2 Listesi : Çalışmaları ve ilerlemeleri paylaşmakla yükümlü olan ülkelerdir.

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-1234567.jpg)

Ülkelerin Bulunduğu Konumlar

Kaynak: www.dsi.gov.tr

Sözleşmenin 2.maddesin’de belirtildiği üzere Nihai amacı takip ederek, hükümleri hatırda tutarak ve sözleşmenin 3.maddesi’nin rehberliğinde 28 maddelik protokol ile anlaşmaya varılmıştır.

Protok içerisinde geçen bazı tanımlamalar;

• “Taraflar Konferansı”, Sözleşmeye katılan tarafların konferansı’dır.

• “Sözleşme”, 1992 Mayıs 9’da New York’ta kabul edilen BMİDÇS’dir.

• “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli”, 1988’de Dünya M.Örgütü ve BM Çevre programı tarafından kurulmuştur.

• “Montreal Protokolü”, 1987 Eylül 16’da kabul edilen, Ozon Tabakasını incelten Maddelerle ilgili Protokol’dür.

• “Mevcut ve Oy Kullanan Taraflar”, Sözleşme’de bulunan ve oy kullanan ülkelerdir.

• “Taraf”, bu Protokol’e Taraf anlamındadır.

• “Ek-1’de yer alan Taraf”, Sözleşme’nin Ek-1’inde yer alan Taraf, ya da değişiklik olursa, Sözleşme’nin 4.Maddesi’nin 2(g) paragrafı gereği bildirimde bulunmuş olan Taraf anlamındadır.

• Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girmesi ile;

• Sera gazı emisyonuna neden olan sektörlerde sera gazı miktarını azaltmaya yönelik yasal değişiklikler yapmak

• Daha az enerji ve yenilenemez doğal kaynak tüketen teknolojileri kullanmak

• Sürdürülebilir çevre yaklaşımını her alanda yaygın kullanmak

• Farklı enerji kaynaklarına yönelmek

• Yutak alanları arttırmaya yönelik çalışmalar yapmak

• Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmak

• Atık yönetimi politikası geliştirmek ve etkin uygulanmasını sağlamak

• Fazla yaktı tüketimi ile fazla karbon üretimini önleyebilmek için teşvik edici ve önleyici vergi, harç vb mali düzenlemeler geliştirmek gibi uygulamalar söz konusu olacaktır (Çamur ve Vaizoğlu, 2007: 304)

#### KARBON PİYASASI

İklim değişikliğine neden olan gazlardan en çok salımının yapıldığı Karbondioksit iklim değişikliği için en büyük tehlikeyi teşkil etmektedir. Bu nedenle Sera gazları içerisinde en büyük paya sahip ve en çok salımı yapılan gaz, karbondioksittir. Bu nedenle bu yaşanılan gelişmeler neticesinde ortaya çıkan piyasaya Karbon Piyasası adı verilmiştir. Bu piyasanın ortaya çıkması için finansmalar ve finansman kaynakları vardır.(State and Trends of the Carbon Markets, 2011: 74).

Yani, en çok sertifikasyon alınmasına yol açan ve çalışmalarının nedeni olan Karbonioksit bu piyasanın genel adını almıştır. (World Bank, 2010: 11).

Karbon piyasası, basit tanımıyla karbon kredilerinin satılıp alındığı piyasadır. Belirli bir limit altında izinler veya tahsisatlar karbon salanlara verilir veya satılır. Limitlerinin altında salım yapan taraflar bu izinlerini ihtiyacı olan taraflara satabilirler.  Böylece de karbon kredilerinin alınıp satıldığı bir Pazar oluşmuş olur (World Bank, 2010: 92).

[6]

#### Karbon Piyasaları Tarihsel Süreci

İklim değişikliği’nin neticesinde ortaya çıkan yer küremizin ısınması yani Küresel ısınma birçok olumsuzluğa yol açmıştır. Bunlar neticesinde yapılan sözleşmelerin en önemli adımlarından olan Bileşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile meydana çıkan Kyoto Protokolü ile esneklik mekansizmaları oluşturulmuştur. Bu mekanizmalar karbon piyasasının Zorunlu ve Gönüllü olarak ikiye ayırmıştır.

#### Karbon Piyasası işleyişleri ve Karbon Ticareti

Yasalara göre; Ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre iklim değişikliğine karşı yapılan çalışmalar ortaya çıkan bu farklılığı minimize etmek ve küresel boyutta iklim değişikliği savunması gösterebilmek için ticareti yapılabilir olanaklar ve karbon vergileri gibi piyasa menşeili iktisadi takımlar kullanılmaktadır.

Ticareti olabilir olanaklar kapsamında Kyoto Protokolü ile beraber oluşturulan bir çok piyasa oluşturulmuştur, zorunlu ve gönüllü karbon piyasaları gibi. (The Royal Soceity, 2002).

Karbon piyasalarında en önemli paya sahip olan türev ve tahsis çalışmaları likitide doğutmak ve para kazanmak amacıyla ortaya çıkartılan ilk piyasadır. Diğer en büyük paya sahip piyasa, vadeli çalışmalar ve diğer çalışmalardır.(Khan, 2010; Uyar ve Cengiz, 2011).

[7]

#### Karbon Piyasası Türleri

Karbon piyasalarında en önemli paya sahip olan türev ve tahsis çalışmaları likitide doğutmak ve para kazanmak amacıyla ortaya çıkartılan ilk piyasadır. Diğer en büyük paya sahip piyasa, vadeli çalışmalar ve diğer çalışmalardır. (Khan, 2010; Uyar ve Cengiz, 2011).

Karbon piyasaları farklı birçok durumda ve görüşte sınıflandırma ile ortaya çıkmıştır. En çok sınıflandırma Zorunlu Karbon Piyasalarında ortaya çıkmıştır. Diğer en çok paya sahip sınıflandırmalar Anlaşmalar, Mülkler ve Hacime bağlı sınıflandırmalardır.(Uyar ve Cengizi, 2011; Lecocq, 2005)

Zorunluluğa göre yapılan sınıflandırmalar, iki’ye ayrılmıştır.  Zorunlu ve Gönüllü karbon piyasalarıdır. Zorunlu piyasalar, Kyoto Protokolüne üye taraf ülkelerin ve katılımcıların bulunduğu piyasalardır. Gönüllü piyasaları Kyoto Protokolünden ayıran en ayırıcı özellik, kamu ulusal yükümlülük kapsamında değildir. Bireyler, kurum ve kuruluşların, firmaların, sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri sonucu oluşan sera gazı salımını gönüllü olarak azzaltılmasını ve dengelenmesini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan piyasadır. [7]

#### Zorunlu Karbon Piyasaları

Karbon piyasaları, Esneklik mekanizmaları olarak ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar çerçevesinde 3 yeni mekanizma geliştirmiştir.

• Temiz Kalkınma Mekanizması (Clean Developlment Mechanism)

• Ortak Yürütme Mekanizması (Joint Implementation)

• Emisyon Ticareti (Emission Trading)

![](https://npylwyrqgkknotnhbkvt.supabase.co/storage/v1/object/public/legacy-media/blog/10-12345678.jpg)

Esneklik Mekanizmalarının Karşılaştırılması

Esneklik Mekanizmlarının temel hedefleri şunlardır (ÇOB, 2011a):

• Teknoloji transferi ve yatırım aracılığıyla sürdürülebilir kalkınmayı özendirmek,

• Ülkelerin Kyoto hedeflerini gerçekleştirmelerinde maliyet etkin yolla emisyonlarını azaltmalarına veya atmosferden karbonu uzaklaştırmalarına vermeleri için teşvik etmek.

• Özel sektörü ve gelişmekte olan ülkeleri emsiyon azaltım çabalarına katkı vermeleri için teşvik etmek. (Ufuk Demirci, 2011) [7]

#### Temiz Kalkınma Mekanizması(Clean Developlment Mechanism)

Temiz Kalkınma Mekanizması (CDM) KT’nin 12.madde’sinde düzenlenmiştir. Ek-1 dışı ülkelerin sürdürülebilir enerji ve enerji tüketimlerinde teknolojik gelişmelere sahip olabilmeleri için çok önemli bir adımdır. Kyoto Protokolü sayesinde, Ek-1 ülkelerinin 3.madde nezdinde emisyon salımlarını azaltarak, hem sera gazı miktarını belirli seviyede tutup hemde gelişmekte olan ülkelere teknolojik finans sağlamaktadırlar. Ek-1 dışı ülkelerde yapılan yatırımlar sayesinde Ek-1 ülkeleri belirli bir kredi kazanmaktadır. Kredi, her bir ton CO² azaltımlarına belirli bir kredi verilmektedir. Kredi(Sertifikalandırılmış Emisyon Azaltım Kredisi-“CER-Certified Emission Reduction”) ile ek emisyon salımı kazanabilir yada 3.madde’de belirtilen azaltım oranlarını tutturabilirler.

Bu mekanizmayı uygulayabilmek için öncelikle, Kyoto Protokolüne imza atmış taraf ülke olmak gerekmekte ve gönüllü olmak gerekmektedir. Çünkü, gelişmekte olan ülkelerden çok daha fazla görev ve sorumluluk yüklenen bu ülkeler birçok istenen hedefi yerine getirmelidirler. Bu yapılan çalışmaları raporlamak, belgelemek ve danışmanlık yapabilmek için Atanmış Ulusal Merci(DNA”Designated National Authority) kurulması şarttır. Ek-1 ülkeleri bu mekanizamayı uygulayabilir. Protokolün 6.Maddesi ile tanımlanmakta olan mekanizma, özellikle insan kaynaklı sera gazı salımlarının azaltılması ve yutak alanlarca uzaklaştırılmasını ele almaktadır. Bu yapılacak azaltım yada uzaklaştırmalar taraf ülkeler içerisinde yapılabilmekte ve kredilendirilerek satılabilmektedir. Satıldığı taktirde bu projeleri yapan ülkenin kredisi azalmakta, satın alan ülkenin emisyon salım kredisi artmaktadır.

#### Ortak Yürütme Mekanizması (Joint Implementation)

6.Maddesi ile tanımlanmakta olan mekanizma, özellikle insan kaynaklı sera gazı salımlarının azaltılması ve yutak alanlarca uzaklaştırılmasını ele almaktadır. Bu yapılacak azaltım yada uzaklaştırmalar taraf ülkeler içerisinde yapılabilmekte ve kredilendirilerek satılabilmektedir. Satıldığı taktirde bu projeleri yapan ülkenin kredisi azalmakta, satın alan ülkenin emisyon salım kredisi artmaktadır.

Ortak yürütmeye katılım için, belirli şartların olması gerekmektedir. Öncelikle KT protokolünü Kabul etmiş olmak ilk şarttır. Tarafların onaylarını almak, yapılan çalışmanın emisyon salımını azaltıp yutaklarla uzaklaştırılmasını arttırmak, raporlayıp belgelemek, bir birim yönlendirmek, emisyon miktarını belirlemek, bu hesapları takip edecek birim kurmak aranan şartlardandır.

#### Emisyon Ticareti (Emission Trading)

Protokolün 17.maddesiyle tanımlanmakta olan mekanizma, Ek-1 ülkeleri arasında ticaret yapılmasının önünü açmıştır. 3.madde’de hedeflenen miktarın altında emisyon azaltımı yapan taraf ülkeler yaptıkları azaltım miktarınca kazandıkları kredileri başka

Ek-1 ülkelerine satabilmektedir.

Esneklik mekanizmalarıyla, 1990 yılındaki sera gazı salımını 2008-2012arasındaki oranlara çekebilmek için

-Ulusal Politika ve önlemler,

-CDM projeleri ve CER’ler,

-JI projeleri ve ERU’lar ve Salım Ticareti ile ciddi emisyon azaltımı yapabilecek alternative yollar oluşturulmuştur.

#### Gönüllü Karbon Piyasaları

Gönüllü karbon piyasası (gönüllü emisyon ticareti), bireylerin, işletmelerin, etkinliklerin, kurum ve kuruluşların, firmaların ve kar amacı gütmeyen kuruluşların sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak azaltımını ve denkleştirmelerini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan bir pazardır (ÇOB, 2011a; Öztürk, 2009). Her ne kadar işleyiş süreci zorunlu piyasalardaki gibi olsa da, gönüllü karbon piyasasını esneklik mekanizmalarından ayıran temel fark, bu piyasalarda emisyon azaltımlarının ülkelerin ulusal ya da uluslararası yükümlülüklerine bağlı olara değil, gönüllülük esasına göre gerçekleştirilmesidir.

Kyoto Protokolü ile iklim değişikliği ile mücadele amaçlı olarak ortaya konan esneklik mekanizmalarının aksine, gönüllü karbon piyasasında zorunlu bir belirleyici kural veya standart bulunmamaktadır. Mevcut durumda, gönüllü karbon piyasalarında bölgelere, ülkelere ya da proje konularına göre farklılık gösterebilen birçok farklı standart söz konusudur.

Gönüllü karbon piyasalarında yer alan projelerin Kyoto Protokolü esneklik mekanizmalarındaki TKM ve OY projelerinde olduğu gibi emisyon azaltımlarına özgün katkı sağlaması ve projeye ev sahipliği yapan ülkede sürdürülebilir kalkınmayı destekler nitelikte olması beklenmektedir. Gönüllü piyasalardaki azaltım projelerinden elde edilen emisyon sertifikaları Gönüllü (Onaylı) Emisyon Azaltımları (VER- Verified Emission Reductions) birimi ile ifade edilir (Ufuk DEMİRCİ-Karbon piyasalarının ormancılık sektöründeki finansman aracı olarak kullanılabilirliği Sy47).

#### Karbon Piyasalarının İşleyişleri ve Karbon Ticareti

Genel olarak ilk durumda teknopark ile çalışmaları devam eden ve teknopark alanında çalışmalarını yürüten kuruluşlardır. Finansman asıl olarak sera gazı salımı azaltmak ve durdurmak için yapılan kaynaklardır (State and Trends of the Carbon Markets, 2011: 74).

Başka bir ifadeyle karbon finansmanı; sera gazı emisyon oranlarının azaltılması için yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen kredilerin satışından veya karbon kredilerinin sağlandığı projelerden elde edilen likitidenin tanımıdır (World Bank, 2010: 11).

Karbon finansmanı, olgunlaşmış bir piyasanın birçok özelliğinden yoksun olarak halen başlangıç düzeyindedir. Örneğin, bu piyasada sınırlı sayıda ürünün ticareti yapılmaktadır (Labatt ve White, 2007: 229).

Karbon finansmanı, karbon kredilerinin ticaretinden çok daha geniş bir kavramdır, çünkü iklim değişikliğinin yarattığı yeni finansal enstrümanlar iklim değişikliğine bağlı risklerin transferini kolaylaştırmaktadır. Bu ürünlerin kullanımı işletmeleri iklim değişikliğinin ileriye dönük oluşumlarını karşılama konusunda cesaret vermektedir. Dahası karbon azaltımı ve temiz teknoloji odaklı risk sermayesi ve hedge fon uygulanmlarında artış yaşanmaktadır (Labatt ve White, 2007: 227). Karbon finansmanı, ev sahibi ülkelerde düşük karbon yatırımlarını ortaya çıkarmak için diğer finansal kaynakları güçlendirerek tamalayabilmektedir. Karbon finans gelirleri iklim dostu projelerin tamamının sermaya karlılıklarını arttırır ve zamanla emisyon azaltımını devam ettirmek için iyi yönetim ve operasyonel uyulama gibi teşvikler yaratmaktadır. Bu gelirler aynı zamanda temel yatırımlar için gerekli görünen sermayeyi güçlendirebilir (World Bank, 2011:67). [8]

Kaynak: Mehtep KARAKOÇ-Karbon emisyon muhasebesi ve Türkiye’de uygulanabilirliği

#### Karbon(Emisyon) Ticareti

Karbon ticaretinin ilk temelleri Coase’in 1960 yılında yayınlanan çalışmasına dayanmaktadır. Dales, Coase’in su konusundaki yaklaşımını geliştirerek 1968 yılında emisyon ticaereti konusunu ortaya atmıştır (Saruç ve Karakaya, 2008: 197).

Pratik uygulamaların teorik çalışmalara göre oldukça yeni olmasını Miller vd.(2005) çalışmalarında şu iki sebebe bağlamışlardır; birincisi çevreciler paha biçilemez olan çevreyi fiyatlandıran emisyon ticaretine şiddetle karşı çıkmışlardır. İkincisi ise emisyon ticaretine konu olacak endüstrilerin bu sisteme karşı isteksiz davranmalarıdır (Saruç ve Karakaya, 2008: 199).

Karbon Ticareti, eğer geniş kitlelere ulaşabilen bir fenomen haline gelirse birçok ülkenin çevresinde önemli değişiklikler meydana gelecektir. Ağaçlarını, tarımı ve yapılaşmayı engellediği için veya yakıt kullanımı nedeniyle ortadan kaldıran ülkeler artık söz konusu ağaçların biraz olsun “krediyi” hak ettiğini anlamışlardır (Murray, 2007: 31). [8]

Kaynak: Mehtep KARAKOÇ-Karbon emisyon muhasebesi ve Türkiye’de uygulanabilirliği

Karbon Fiyatı

Bir malın fiyatı çeşitli faktörleri ifade etmektedir. Bunlar ticaret sistemlerinin özellikleri olabileceği gibi, kredilerin veya tahsisatların arz ve talebi de olabilmektedir. Emisyon sınırlarındaki sıkıntı, cezalar dahil uyum şartları, enerji fiyatları, herhangi fiyat sınırları gibi önemli parametreler uyum için kullanılabilmektedir (Ellis ve Tirpak, 2006: 24).

Karbonun gerçek fiyatı belirsizdir. Bu nedenle karbon alıcıları, karbon satın aldıklarında mevcut fiyatların gerçeği yanstımaması ve pazarın henüz gelişmekte olan bir piyasa olması nedeniyle belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır (Bigsy, 2009: 379).

Her ülkenin ulusal karbon fiyatına karar verebilmesi için toplam emisyonlarını ve toplam gelirlerini hesaplaması gerekmektedir. Bir ülkenin ulusal karbon fiyatı, toplam karbon gelirlerinin toplam sera gazı emisyonlarına bölünmesiyle bulunmaktadır. Ülkeler karbon emisyonlarını bazı sistemler yardımıyla hesaplamaktadırlar (Stoft, 2008: 217).

Karbon fiyatı karbon finansmanının asıl amacını temsil etmektedir. Bu amaç; sera gazı emisyonlarının maliyetlerini içselleştirmektedir. Teoride, fiyat karbon emisyon azaltımlarının marjinal azaltım maliyeti ile kuvvetli şekilde ilgilidir. Pratikte ise fiyat dinamikleri doğrudan doğruya çok daha karmaşık bir yapıya bürünmektedir (Labatt ve White, 2007 :148).

Birçok etkene bağlı olan karbon fiyatlarını tahmin etmek oldukça güçtür. Piyasada 1 ton karbonun azaltım maliyetleri arasındaki farklılık karbon fiyatlarındaki farklılığın en temel nedeni olarak gösterilmektedir. (Saruç ve Karakaya, 2008: 220-221). [8]

SONUÇ

Karbon piyasasının bundan sonraki süreçte, teknolojik gelişmelerin durmaması ve nüfusun artış göstermesi neticesinde daha da önem kazanacağı kesinlik kazanmıştır. Her ne kadar kişi bazında bilirnirlilik az olsada yaşanılan iklim değişiklikleri 7’den 70’e farkındalık yaratmıştır. İlerleyen zamanda meydana gelen büyük farklılıklar daha duyarlı olmamıza ve karbon piyasalarından ziyade Gönüllü çalışmaların artacağını göstermektedir.

Dünyada yaşanan bir çok gelişme gönüllü olmanın dışında zorunlulukla ortaya çıkmıştır. Dünyamızda yaşayan her bir canlı düzen içerisinde yaşadığı görülsede insanlar düzensizliğe yönelmekte çok daha ısrarcıdır. Sonunu düşünmeden yapılan bir çok çalışma ve gelişmede buna örnek olup bizlerin ev ülkemizin değişimine yol açtığı için gönüllü farkındalıktan daha önemli olan zorunlu durumları önümüze sürmüştür.

Karbon piyasası aslında yaşanılan büyük olumsuzlukların resmiyete dökülmüş bir ismi olsada zamanla bu çalışmalar zaruri bir durum ortaya çıkaracaktır.

KAYNAKLAR

[1]          https://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_etkisi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_gazlar%C4%B1

[2]          I. Ulusal Akdeniz Orman ve Çevre Sempozyumu, 26-28 Ekim 2011, Kahramanmaraş, KSÜ Doğa Bil. Der., Özel Sayı, 2012, Atakan ÖZTÜRK, Ufuk DEMİRCİ, Mustafa Fehmi TÜRKER - Artvin Çoruh Üniversitesi, Orman Fakültesi, 08000, Artvin - Karadeniz Teknik Üniversitesi , Orman Fakültesi, 61080, Trabzon

UN, 1992. United Nations Framework Convention on Climate Change, United Nations,Fccc/Informal/84,Ge.05-62220, http://unfccc.int/resource/docs/convkp/conveng.pdf. Erişim Tarihi:25.09.11.

Arı, İ. 2010. İklim Değişikliği ile Mücadelede Emisyon Ticareti ve Türkiye Uygulaması, PT Uzmanlık Tezleri, Yayın No:2817, Ankara, 206s.

ÇOB, 2005. Sürdürülebilir Kalkınma Sürecinde Çevre Yönetimi, İklim Değişikliği Alt Komisyon Raporu. 1. Çevre ve Ormancılık Şurası Genel Sekreterliği, Şura Hazırlık Çalışma Komisyonları, Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara, 33s.

ÇOB, 2008. İklim Değişikliği ve Yapılan Çalışmalar, Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara, 101s.

İzzet ARI – İklim Değişikliği ile Mücadelede Emisyon Ticareti ve Türkiye Uygulaması – DPT Uzmanlık Tezleri Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kyoto_Protokol%C3%BC

[3]          http://iklim.cob.gov.tr/iklim/AnaSayfa/BMIDCS.aspx?sflang=tr

World Development Indicators (WDI), 2008 - “İzzet ARI – İklim Değişikliği ile Mücadelede Emisyon Ticareti ve Türkiye Uygulaması – DPT Uzmanlık Tezleri Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü”

[4]          http://www.dsi.gov.tr/docs/iklim-

degisikligi/iklim_degisikligi_cerceve_sozlesmesi_ve_turkiye.pdf?sfvrsn=2

[5]           Çamur, D. ve Vaizoğlu, S. A. (2007) “Çevreye İlişkin Önemli Toplantı ve

Belgeler” TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni, 6(4), ss.297-306.

[6]        (State and Trends of the Carbon Markets, 2011: 74). World Bank at Carbon Finance, Washington DC, May.

(World Bank, 2010: 11). Annual Repoort, Carbon Finance for sustainable Development, World Bank at Carbon Finance, Washington DC.

(World Bank, 2010: 92). Ten Years of Experience in Carbon Finance.

(Çevre ve Orman, 2008b: 19).  “Kyoto Protokolü Esneklik Mekanizmaları ve Diğer Uluslar arası Emisyon Ticareti Sistemleri” 13/05/2008 tarih ve B.18.ÇYG.0.2.00.04-020/8366 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Özel ihtisas Komisyonu Raporu.

“Mehtap KARAKOÇ-Karbon emisyon muhasebesi ve Türkiye’de uygulanabilirliği.”

[7]          (The Royal Soceity, 2002). Economic Instruments For The Reduction Of Carbon Dioxide Emissions, Policy Document, ISBN: 085403 585 0, London

(Khan, 2010). Türkiye’nin Ormancılık Sektörü ve Karbon Piyasası Raporu, Türkiye Hükümeti Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Türkiye’de İklim Değişikliği Yönetimi için Kapasite Oluşturma Projesi, Ankara.

(Uyar ve Cengizi, 2011). Karbon (Sera Gazı) Muhasebesi, Mali Çözüm Dergisi, Yıl: 21, Sayı: 105, Mayıs-Haziran 2011, ISSN:1303-5444, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, İstanbul.

(Lecocq, 2005). State and Trends of the Carbon Market 2004, World Bank                 Working Paper No. 44, World Bank, Washington DC, USA

(ÇOB, 2011a). Karbon Piyasalarında Ormancılık Sektörüne Bakış, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara

(Ufuk Demirci, 2011). Ufuk DEMİRCİ-Karbon piyasalarının ormancılık sektöründeki finansman aracı olarak kullanılabilirliği.

[8]       (State and Trends of the Carbon Markets, 2011: 74).   World Bank at Carbon Finance Washington DC, June.

(World Bank, 2010: 11). Annual Report, Carbon Finance for Sustainable Development, World Bank at Carbon Finance, Washington DC.

(Labatt ve White, 2007: 229). Carbon Finance, The Implications of Climate Change. John Wiley&SonsInc., New Jersey.

(World Bank, 2011:67). Ten Years of Experience in Carbon Finance.

(Saruç ve Karakaya, 2008: 199, 220-221). “Küresel Isınma ve Kyoto Protokolü, İklim Değişikliğinin Bilimsel, Ekonomik ve Politik Analizi” E.Karakaya,(Ed.), Emisyon Ticareti ve Karbon Piyasası (197-224). Ankara: Bağlam Yayıncılık.

(Murray, 2007: 31). “The Emergining Market for Carbon Trading: A New Business Opportunity for Banks”, College of Agricultural Banking Calling, October-December 2007, 29-34.

(Ellis ve Tirpak, 2006: 24). “Linking GHG Emission Trading Schemes and Markets”, Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD). The Annex I Expert Group (AIXG) Report, Paris.

(Bigsy, 2009: 379). Carbon Banking: Creating Flexibility for Forest Owners, Forest Ecology and Managemen, 257, 378-383.

(Stoft, 2008: 217). Carbonomics: How to Fix The Climate and Cahrge it to OPEC. Retrieved November 30, From http://books.google.com.tr/books.

“Ufuk DEMİRCİ-Karbon piyasalarının ormancılık sektöründeki finansman aracı olarak kullanılabilirliği. - Mehtap KARAKOÇ-Karbon emisyon muhasebesi ve Türkiye’de uygulanabilirliği.”
